Osmanlıca'dan Türkçe'ye çevirisi. Farsça. Bir nefes, çok kısa ve çok az. Translation from Ottoman Turkish. Yekdem: a breath, too short and too little.

Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil. Çektiğim alamı bir ben birde Allah’ım bilir "Fuzuli"


Hüvel baki...

 

Koşmak

Yeter mi nefesin kaçmakla kovalamak arasındaki yarışa?
Koşmak, sadece koşmak istersin belki bi seraba…
Ve düşüp düşüp durursun, tam da hızlanacaken.
Neydi ayağına takılan gölgen mi?

"yekdem"

Başka

Zamanın çeşmesi akarken oluk oluk,
İçimiz kuruyup, kavrulup ve cayır cayır yanarken.
Susmaktan ve susamaktan başka;
Başka çaremiz var mı?

"yekdem"

Düğün

Her kuyudan çıkamazsın,
Bırak isteyen taş atsın.
Her hayal; bir kördüğüm
Dert değil; bir düğün.

"yekdem

Tesir

Bırak sesin çıkmazsa çıkmasın,
Rüzgar körüklesin yüreğindeki ateşi,
Bırak ihtimaller ihtimal kalsın,
Gözyaşları yangınlara tesir eder mi ?

"yekdem"

Diye Diye

İçin, için için yanar niye?
Hiçtir; hiç, hiç diye diye
Susar, kavrulur, kurursun niye?
Vaktin önce olmaz diye diye.

"yekdem"

Belki

Küllerinden doğar mısın anka kuşu gibi?
Aradığın yoksa kaf dağının ötesinde mi?
Karanlığına yetmez mi bir kibrit alevi
Aradığın şah damarından yakın belki.

"yekdem"

Free counters!