Osmanlıca'dan Türkçe'ye çevirisi. Farsça. Bir nefes, çok kısa ve çok az. Translation from Ottoman Turkish. Yekdem: a breath, too short and too little.

Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil. Çektiğim alamı bir ben birde Allah’ım bilir "Fuzuli"


Hüvel baki...

 

yekdem:

"Bilesin"

Yağmurdan kaçmadım ama çok doluya tutuldum.
Kimseyi kıramadım ama kalmadı kırılmadık yerim.
Beşer şaşar, kuşlar uçar, çiçeklerde açar.
Bilesin, derdi veren; dermanı da verir.

"yekdem"

"Efkar"

Bazılarının hesabı olsun, çıkar
Yaralar kabuk tutmaz, kanar
Elinde gelirse etme efkar.
Keskin sirke küpüne zarar.


Gül incinmesin, dikeni kanatsın,
Kanayan yaraya tuz basarsın.
Efkar bize katık olsun,
Şükret! Yavan dünya doymassın.

"yekdem"

Çiğdem by yekdem
Ölüm, asude bahar ülkesidir bir rinde…
"Yahya Kemal Beyatlı" -Rindlerin Ölümü
Rind: Güzel insan.
Çiğdem: İlk bahar ya da sonbaharda açar. Çiçekler geceleri ya da kötü havalarda kapanır. Karaya çalan doğanın ortasında yazı erken müjdeleyen çiçek.

Çiğdem by yekdem

Ölüm, asude bahar ülkesidir bir rinde…

"Yahya Kemal Beyatlı" -Rindlerin Ölümü

Rind: Güzel insan.

Çiğdem: İlk bahar ya da sonbaharda açar. Çiçekler geceleri ya da kötü havalarda kapanır. Karaya çalan doğanın ortasında yazı erken müjdeleyen çiçek.

"Efkar"

Bazılarının hesabı olsun, çıkar
Yaralar kabuk tutmaz, kanar
Elinde gelirse etme efkar.
Keskin sirke küpüne zarar.

"yekdem"

"Gol olur"

Dünya ne kadar sıkabilir; canını.
Sıkı can iyidir derler; bazıları.
Kimine dar gelir, kimine bol.
Devran döner, bir gün olur; gol.

"yekdem"

"Lal"

Söze gelmez; lal olur,
Göze gelmez; hilal olur,
kara gelmez;  al olur,
Yara gelmez; sır olur.


"yekdem"

Free counters!